Adana Altın Koza Film Festivali’nde büyük ustaya önemli ödül…
Asghar Farhadi: “Gerçeklik Tek Değildir; Hayal Gücümüz ve Kalbimiz Sinemanın Şifresidir”
Güngör Geçer: “Sinemaya önemli emek vermiş bir üstatla Altın Koza’da buluşmak ve aynı sahnede olmak büyük onur.”
Farhadi Ustalık Sınıfı (Masterclass) etkinliğinde Adanalı sinemaseverlerle bir araya geldi.
Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali, dördüncü gününde dünya sinemasının usta ismi Asghar Farhadi’yi ağırladı. Festivalde Yaşam Boyu Başarı Ödülü takdim edilen iki Oscar ödüllü yönetmenin; Isabelle Huppert, Virginie Efira, Vincent Cassel ve Catherine Deneuve gibi yıldız isimleri buluşturan son filmi “Kesişen Hayatlar” (Parallel Tales), Esas 01 Burda AVM CinemaPink’te Türkiye prömiyerini yaptı.
Farhadi
için ödül töreni düzenlendi. Asgar Farhadi’ye ödülünü Adana Büyükşehir
Belediye Başkan Vekili Güngör Geçer verdi.
Ödül
töreninde konuşan Güngör Geçer, 33’üncüsü yapılan Uluslararası Adana Altın Koza
Film Festivali’nin aslında yaklaşık 60 yıllık bir emeği yansıttığını anlattı.
Güngör Geçer şunları söyledi: “Bir filmin arkasında da tıpkı ir kozanın büyük
emekle, uzun sürede oluşması gibi büyük emek var, belki binlerce insanın
çalışması var. Bu sahnede sinemaya büyük emek vermiş bir üstatla birlikte
olmaktan büyük keyif duyuyorum. Onu bir Adanalı olarak Adana’da ağırlamak büyük
mutluluk. Sinema karanlıkta izlenir ama hayat aydınlıkta yaşanır. Üstatla
burada olmaktan büyük keyif aldım. Aydınlık güzel günler diliyorum. Ülkemiz
adına, dünyamız adına güzel, temiz bir çevre, güzel bir yaşam diliyorum.”
Güngör
Geçer konuşmasının ardından Asgar Farhadi’ye ödülünü verdi.
Farhadi daha sonra Ustalık Sınıfı (Masterclass) etkinliğinde Adanalı sinemaseverlerle bir araya geldi.
33.
Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali’nin dördüncü
gününde, sinema yazarı Esin Küçüktepepınar’ın sunumuyla gerçekleşen Asghar Farhadi
Masterclass etkinliği salondaki sinemaseverlerden yoğun ilgi gördü.
“Senaryolarımı
Konseptlerle Değil, Bir Duyguyla Yazarım” Geleneksel senaryo kalıplarının aksine
fikirden değil hislerden yola çıktığını belirten iki Oscar ödüllü
usta yönetmen,
üretim sürecini şu sözlerle aktardı:
“Ben bilinenin aksine
belirli bir konsept veya tema üzerinden (adalet, aşk vb.) senaryo yazmam. Beni
etkileyen bir resim, bir görüntü veya belirsiz bir
duygunun peşine düşerim. 'Beni bu şey neden etkiledi?' sorusunu sorarak
başlar, kendi sorduğum soruların cevaplarıyla hiç bilmediğim bir yolda
senaryoyu oluştururum.”
Hollywood’u Reddediş ve Gece Yarısı Kararı
Yönetmen, son filmi “Kesişen
Hayatlar”ın (Parallel Tales) ilk olarak ABD’de büyük
bütçelerle çekilmesinin planlandığı döneme dair çarpıcı bir
anısını paylaştı:
“3 yıl boyunca Amerika’da
yaşadım, New York’ta konumlar seçildi, büyük oyuncular ayarlandı.
Çok büyük paralar harcandı. Ancak bir gece kalbim bana 'Bu filmi burada
yapmamalısın' dedi. Gece yarısı asistanıma mesaj atıp ABD’deki
projeyi iptal ettiğimi söyledim. Asistanım 'Bu
gece uyu, yarın sakin kafayla konuşalım' dese de kararımdan dönmedim.
Senaryo yazarken veya film çekerken en önemli
şey kalbimizin ve bilinçaltımızın ne söylediğidir.
Önemli olan başarı veya yarışmak değil, o yapım sürecinden lezzet almaktır.”
“Ayrılık Filmini
Çekerken 'Bu Film Yurt Dışında İş Yapmaz' dediler”
Film
yaparken sonucuna veya ödüllere odaklanmanın
en büyük
hata olduğunu vurgulayan Farhadi, dünya sinema tarihine geçen “Ayrılık” (A Separation) filminin yazım
sürecini anlattı:
“Ayrılık filmi vizyona
girdiğinde haftada ortalama 3 ödül alıyordu, toplamda
100’den fazla ödül kazandı. Ama ben
senaryoyu yazarken asistanlarım bana 'Hakkında Elly filmi yurt dışında çok
başarılı oldu, bu yeni senaryo çok yerel, bunu kimse anlamaz, vazgeç'
demişlerdi. Hatta filmin alt yazısını bile hazırlamamıştık. Berlin Film
Festivali'nden bir temsilci gelip tercümanla kulaklıktan izledi ve filmi
festival ana yarışmasına seçti. Demek istediğim; genç sinemacılar
sonuca ve başarıya odaklanmayı bırakmalı. Başarı için
değil,
içten gelen duyguyla film yapılmalı.”
Metrodaki
Baba Örneği: “Gördüğümüz
Gerçeklik Bilmediğimiz Eksik Bilgilerle Doludur”
Gerçekliğin
göreceliği
ve medyanın algı yönetimi üzerine gelen
soruları yanıtlayan Farhadi, salondakilere unutulmaz bir örnek verdi:
“Tek bir gerçeklik
yoktur. İnsanlar gerçekliği kendi karakterine ve geçmişine göre inşa eder. Örneğin; metroda çocukları dondurma yiyip etrafı
pisleten, bağıran ve hiç çocuklarıyla ilgilenmeyen bir baba görsek
hepimiz adamın sorumsuzluğuna sinirleniriz. Ama o baba dönüp
'Çocukların
annesi az önce
hastanede öldü,
haberleri yok, son kez eğlensinler diye dışarı çıkardım' derse tüm gerçeklik
algımız değişir. Medya da bize görseller sunar ama eksik
parçaları biz kafamızda tamamlarız. Belgeseller bile kurgudur. BBC'nin hayvan
belgesellerinde bile bir çekim Hindistan'dan, diğeri Afrika'dan alınıp monte
edilir.”
“Hayal Gücü Olmayan
İnsan Aşık Bile Olamaz”
Hayal
gücünün insan hayatındaki ve kararlarındaki belirleyici rolüne değinen
usta yönetmen,
“Bir insana aşık olduğumuzda aslında onu tam
tanımayız, kafamızdaki hayal gücüyle ona aşık oluruz. Hayal gücü zayıf olan
insanlar aşık bile olamazlar. Ben çocuklarıma kendi çocukluğumu anlatırken bile
eksik kalan yerleri hayal gücümle güzelleştirip anlatırım. Onlar da 'Ne kadar
güzel bir çocukluk geçirmişsin' derler. Oysa gerçek tam olarak öyle
değildi; ama o benim hayal gücümün yarattığı geçmişimdi” ifadelerini kullandı.